Grafik Akademisi - Kulin'den 'bir tatlı huzur'



Kulin'den 'bir tatlı huzur'

Smf Seo Versiyon Grafik Akademisi, -- Seo entegre sistem.

Array
yasmin
Wed 18 January 2006, 12:23 am GMT +0200
EN ÇOK SATANLAR

1)  Koza Kelebeği Bilmez
Robin S. Sharma
 
2)  Şu Çılgın Türkler
Turgut Özakman
 
3)  A.Ş.K. Neyin Kısaltması
Tuna Kiremitçi
 
4)  Ferrari'sini Satan Bilge
Robin S. Sharma
 
5)  Sudoku
Okan Arıkan
 
6)  NTAV 10 Yıl
NTV Yayın Ajansı
 
7)  Elveda SSK
Ferhan Şensoy
 
8)  Derin Devlet
Ömer Lütfi Mete
 
9)  En Uzun Gece
Ahmet Altan
 
10)  Mış Gibi Yaşamlar
Doğan Cüceloğlu


TAVSİYE..

Kulin'den 'bir tatlı huzur'  
 
Ayşe Kulin'in Münir Nureddin Selçuk'un yaşamını anlattığı 'Bir Tatlı Huzur' özel basım olarak tekrar yayımlandı.  
'Yok başka yerin lütfu ne yazdan ne de kıştan/Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış'tan' dersek belki yeni kuşaktan hatırlamayan çıkabilir. Fakat 'Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç/Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç' dersek, yanıt Münir Nureddin Selçuk olacaktır, kuşku yok...

Türk müziğinin bir dönemine damgasını vurmuş, eserleri toplumun hemen her kesiminde beğeni görmüş bir sanatçıdır. Münir Nureddin'i şimdi biraz daha yakından tanıma fırsatı bulacağız. Üstelik Ayşe Kulin'in kaleminden. Türk müziğine frak giydirilen bir solist, müziğiyle İstanbul'u dile getiren bir besteci Münir Nureddin Selçuk'un yaşam öyküsünü Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden Ayşe Kulin, bundan 10 yıl önce, henüz meşhur olmadan, Sel Yayınları için yazmıştı. 'Bir Tatlı Huzur' şimdi Everest Yayınları tarafından yeniden basıldı.

Öykü ve romanlarıyla tanıdığımız Ayşe Kulin, biyografi edebiyatının da önde gelen isimlerinden biri. Hatta günümüzde biyografi alanına duyulan ilginin temelinde 'Adı: Aylin'in yattığı tartışılmaz bir gerçek. Türk okuruna biyografinin zorlu bir edebiyat türü olduğunu, kimin öyküsünün yazıldığının değil, öyküyü kimin yazdığının önemli olduğunu hatırlatan, öğreten bir yazar Kulin.

10 bölümden oluşan 'Bir Tatlı Huzur' kitabı 'Türk Musikisini Ayağa Kaldıran Adam' bölümüyle başlıyor: "1930'un soğuk bir şubat günü... İstiklal Caddesi'ndeki Fransız Tiyatrosu tıklım tıklım doludur... İstanbulluların yakından tanıdığı, Prens Zehra Hanımefendi'nin 'Bülbülüm' adını taktığı, Hakkı Süha Gezgin'in 'Allah'ın Sazı' diye tanımladığı bir ses sanatçısının konseri var... Salonu dolduran cicili bicili şık hanımefendilerin çoğunlukta olduğu nezih bir kalabalık, 'Falesetto'ya kaçan lirik tenor bir sese, olağanüstü güzel icra üslubuna, çağdaş şan tekniğine sahip bir solistin doğuşunu izlemekte." İşte bu solist Münir Nureddin Selçuk'tur...

Ayşe Kulin, Münir Nureddin Selçuk'un çocukluğundan başlayarak, ünlü sanatçının yetişme tarzını, gelişimine katkıda bulunanları, ilk bestelerini nasıl yaptığını canlı ve sürükleyici bir üslupla anlatırken Türk müzik tarihinin önemli gelişmeleri halini almış olayları da gerçeklere sadık kalarak aktarıyor.

Ayşe Kulin'in Münir Nurettin Selçuk biyografisi daha önce, Sel Yayınları tarafından 1996 yılında yayımlanmıştı. Bu yeni baskı, gözden geçirilip düzeltilmiş olmanın ötesinde iyi fotoğraflarla zenginleştirilmiş, kalın kâğıda, ciltli basılmış özel bir kitap olarak öne çıkıyor. Everest Yayın-ları sadece 1000 adet bastığı kitabın her kopyasını numaralandırarak koleksiyon nesnesi haline getirmiş. 'Bir Tatlı Huzur'un tekrar basımı yapılmayacak.

"En büyük desteği kızı Meral Selçuk verdi"

Ayşe Kulin, Münir Nureddin kitabıyla ilgili başından geçenleri yazdı: Ünlü bir besteci olan oğlu Timur Selçuk, katkıda bulunmayı kabul etmiyordu. Bir gün bu konuda kendi kitap yazacaktı ve tüm bilgilerini o kitaba saklıyordu.

Münir Nureddin Selçuk'un yaşam öyküsünü tam 10 yıl önce, Sel Yayınları için kaleme almıştım. Henüz 'Aylin'i yazmamış olduğum için, tanınmış bir yazar değildim. Sel Yayınları, Türk sanat tarihinin çeşitli dallardaki ünlüleriyle ilgili bir resimli kitaplar dizisi hazırlıyordu. İlk kitap, yazar ve şair Sabahattin Ali'ye aitti. İkinci kitap Türk sanat müziğinin dev ismi Münir Nureddin'e ait olacaktı. Sel Yayınları'nın sahibi İrfan bey, Münir Nureddin üzerine araştırma yaparak kısa bir yaşamöyküsünü kaleme alacak bir yazar arıyormuş. Birkaç tanınmış yazara başvurmuş, istedikleri ücreti yüksek bulduğu için anlaşamamışlar. Sevgili dostum Prof. Selçuk Erez, beni aramasını söylemiş. İrfan bey ile, bir kasım günü, Tepebaşı'ndaki TÜYAP Kitap Fuarı'nda buluştuk. Benden, en geç mart ayında teslim edilmek üzere, 100 sayfayı geçmeyecek bir yazı istiyordu. Ben telif almayacak, ancak yazıyı teslim ettiğimde bir kereye mahsus olmak üzere, ücretimi alacaktım. Para konusunda anlaştık. Ama sağlıklı bir araştırma için, dah fazla zaman istedim. İrfan bey, kitabı Münir Nureddin'in ölüm yıldönümüne rastlatmak için, mayıs ayında basmak zorundaydı. Resimli bir kitabın baskıya hazırlanması için iki aya ihtiyacı vardı.

Çaresiz, zamanlamayı da kabul ettim. Çünkü hem onun hayatını yazmanın hem de Türk sanatına hizmet eden bir nehir çalışmada imzamın bulunmasının, bana onur vereceğine inanıyordum.

Çok kolaymış gibi duran çalışma, aslında kolay olmadı. Münir Nureddin hakkında, ansiklopedilerdeki yedi-sekiz satırlık kuru bilginin dışında hiçbir bilgi yoktu. Dostlarının ve birlikte çalıştığı müzisyenlerin çoğu ya vefat etmiş ya da çok ileri yaşlarından dolayı unutkan olmuşlardı. Oğullarından biri Amerika'daydı, ünlü bir besteci ve müzikolog olan oğlu Timur Selçuk ise, katkıda bulunmayı kabul etmiyordu. Bir gün bu konuda kendi bir kitap yazacaktı ve tüm bilgilerini o kitaba saklıyordu. Oğullarının annesine tüm çabalarıma rağmen ulaşamadım. Telefonu açtığı zamanlarda dahi, kendini eve çiçekleri sulamaya gelmiş komşu olarak tanıtıyor ve iletişim kurmuyordu.

Bana bu kitabın yazılmasındaki en büyük desteği kızı Meral Selçuk verdi. Babasına dair pek çok anıyı birlikte tekrar dile getirdik, fotoğrafları seçtik, kimlerle görüşebileceğime dair bir de liste yaptık. Bu kez başka terslikler başladı. Meral Selçuk'un listesindeki eski dostlarla buluşmalar ayarladık ama çok sert bir kış yaşıyorduk. Ya korkunç lodos ya da kar fırtınası, bu buluşmaları engelliyordu. Yaşlı insanlar, soğuk havada teker teker grip oldular, iyileşmelerini beklemek zorunda kaldım. Zaman hızla geçiyor, İrfan bey yazının neresinde olduğumu sorup duruyor, bense arşivleri talan ediyor, bu müzik dehamızın ününün en parlak olduğu yıllara ait dergi ve gazetelerde ona dair yazıları bulup, bilgi toplamaya çalışıyordum.

Bu kitabı yazarken, okurun gözü önüne, Münir Nureddin'in yaşadığı devri getirebilmek için, değişik bir uslup kullanmaya karar verdim. O devir, her şeyin şimdiye oranla çok daha yavaş seyrettiği, insanların nazik, kibar, görgülü oldukları, İstanbul'un sadece İstanbullulara ait olduğu, konsere, tiyatroya gidenlerin özenle giyindikleri, dilinse devrim öncesinden izler taşıdığı bir devirdi. Yahya Kemal'in şiirlerinin ve Münir Nureddin'in müziğinin İstanbulu'nu anlatacaktım. Bu nedenle 'Bir Tatlı Huzur'un dili değişiktir diğer kitaplarımdan.

Ve ne yazıktır ki, elim hem 100 sayfalık bir metin, hem de üç-dört ay gibi dar bir zaman dilimiyle kısıtlanmış olduğu için, 'Bir Tatlı Huzur', tam bir biyografi de değildir.

Hayatını yazmaya soyunduğunuz kişinin hayatta olan oğulları ve o oğulların annesi konuşmazsa, yani en yakınları suskun kalırsa, nasıl sağlıklı bir özyaşamöyküsü yazabilirsiniz ki? Dilerim Münir Nureddin'in yaşamöyküsünü, o zaman bana söylediği gibi oğlu Timur Selçuk yazar. Müziği ile ilgili bilgileri de, bu konuda bir uzman olan sevgili Murat Bardakçı kaleme alır. Ancak o zaman, Münir'e layık bir çalışma tamamlanmış olabilir. Benim yaptığım, Sel Yayınları'nın isteği doğrultusunda, Türk müziğini sahneye taşıyarak bu müziğe hem saygınlık hem de yeni bir uslup kazandıran, yeri doldurulamayacak bir bestekâr ve yorumcuya dair bir el kitabının bulunmasına aracılık etmekti. Münir Nureddin hakkında bilgilenmek isteyenler, bu kitapda onunla ilgili bilgileri, zamanın usta müzisyenlerinin hakkında söylediklerini ve tüm eserlerinin dökümünü bulabilirler. İddialı bir kitap değildir. Ama yazım hayatımda çok uğurlu bir yeri vardır. Çünkü kitabın basılmış halini elimde tuttuğum gün, Haldun Taner Öykü Ödülü'nü kazandığımı öğrenmiştim.

Sel Yayınları, 'Bir Tatlı Huzur'u, 1996 yılında 2000 adet bastı ve yeni baskı da yapmadı. Kitap tükeneli yıllar oluyordu. Hem Münir Nureddin'i sevenlerin, hem de Ayşe Kulin kitaplarının tümünü elinde bulundurmak isteyen okurların sıkça aradığı bir kitap haline gelmişti. 10 yıl sonra, çok güzel bir kapak ve çok güzel bir düzenlemeyle bu kitabı tekrar okurlarla buluşturduğu için Everest Yayınları'na teşekkür borçluyum.

Radikal'den..